Atike Nereli? İzmir Sokaklarında Bir Gün
İzmir’in güneşi, sahilde yürüyenleri hafifçe ısıtırken ben kendi kafamın içinde turluyordum. Arkadaşlarımın arasında sürekli espri patlatan ama aslında her şeyi fazla düşünen ben, bir yandan gülüyor bir yandan da “Acaba Atike gerçekten nereli?” sorusunu kafamın içinde döndürüp duruyordum. Çünkü Atike, hem komik hem de gizemli bir karakterdi; sanki nereli olduğu sorusu cevap bekleyen bir bilmecenin ta kendisiydi.
O gün kahve almaya gitmişken, arkadaş grubumla bankta oturmuş sohbet ediyorduk. Birden biri pat diye sordu:
— Atike nereli?
Herkes bir anda bana baktı. Ben de hemen refleks olarak:
— Eh, İzmir’in kendisi bile bazen “Ben neyim, neyim?” diye soruyorsa, Atike nereli olsun ki?
dedim. Arkadaş grubum kahkahalarla patladı, ben ise içimden “Tamam, çok zekiyim ama cidden bir cevap lazım bana” diye geçiriyordum.
İç Sesin Mizahı
Kafamın içinde kendi kendime konuşurken fark ettim ki, Atike nereli sorusu sadece bir soru değil; aynı zamanda insanların kendi merakını, dedikodu sevgisini ve biraz da şehir efsanelerine duyduğu ilgiyi açığa çıkaran bir test.
“Belki de Atike, Ayvalık’ın o ünlü zeytinyağı gibi kökenli, ya da Urla’nın rüzgarlı tepelerinden gelmiş olabilir,” diye düşündüm. Arkadaşlarımla dalga geçerken, kendi içimde ciddi bir araştırma yapıyordum. Çünkü ciddiyetle düşündüğünüzde, Atike’nin nereli olduğunu bilmek, aslında bir insanın kendini tanıması gibi… Çok derin, değil mi?
Kahve Sırasında Bir Diyalog
Kafenin önünde sıraya girmiştik. Arkadaşım bana fısıldadı:
— Hadi itiraf et, sen Atike’nin memleketini biliyorsun.
— Ha ha, tabii, gizli ajan gibi saklıyorum, dedim.
İçimden ise “Yok ya, cidden bilmiyorum, acaba sorayım mı da mahallede dedikodu çıkmasın?” diye geçiriyordum. Ama bir yandan da gülüyordum, çünkü bu sorunun absürtlüğü tam da bizim arkadaş grubuna uygundu.
Kahvemi alırken bir yandan da gözlem yapıyordum: İnsanlar etrafımızdan geçiyor, bazısı ciddi, bazıları esprili. Ve o an fark ettim ki Atike nereli sorusu, tıpkı İzmir’in kendisi gibi; hem ciddi hem eğlenceli, hem sır hem şehir efsanesi taşıyor.
İçten Espriler ve Kendimle Dalga Geçmek
Dönüş yolunda düşündüm: “Ben neden bu kadar çok düşünüyorum, basit bir soruyu basit cevaplamak varken?” Kendimle dalga geçmeye başladım:
“Tamam, sen 25 yaşındasın, İzmir’de yaşıyorsun, arkadaşlarının arasında komik ama gizemli görünüyorsun. Şimdi Atike nereli sorusuna kafa yoruyorsun. Bravo, hayat işte.”
Ama işin komik kısmı, düşündükçe daha çok merak ediyordum. Çünkü Atike nereli sorusu bir şekilde günlük hayatımızın içinde kendini tekrar eden bir motifti; kahve sırasında, yürüyüşte, hatta markette sıra beklerken bile aklıma geliyordu.
Sokak Lambalarının Altında
Akşamüstü, sokak lambalarının altında yürürken düşündüm; belki de önemli olan Atike’nin nereli olduğu değil, bizim bu soruyla ne kadar eğlendiğimizdi. Arkadaşlarım yanımda, ben espri yapıyor, içten içe her şeyi analiz ediyordum. Bir ara durup kendi kendime dedim:
— Atike nereli olursa olsun, mesele bizim onu nasıl hayal ettiğimiz, nasıl anlattığımız ve kendi mizahımızla nasıl bağ kurduğumuz.
O anda bir gülme krizine girdim, arkadaşlarım bana baktı:
— Yok artık, yine mi kendi kendine gülüyorsun?
— Evet, kendi kendime dertleşiyorum, dedim.
Sonuç: Atike Nereli Sorusu ve Hayatın Mizahı
Aslında Atike nereli sorusu bir nevi hayatın kendisi gibi; cevabı net değil, ama tartışması, düşüncesi ve esprisi paha biçilmez. İzmir sokaklarında yürürken, arkadaşlarla kahve içerken, sırada beklerken ya da markette tezgahtarın komik bakışlarıyla karşılaşırken, bu soru hep gülümsetiyor.
Ve ben fark ettim ki, önemli olan cevabı bilmek değil; sürecin kendisi, arkadaş ortamındaki küçük diyaloglar, kendi iç sesimin mizahı ve hayatın küçük sahnelerinde kendimle dalga geçebilme yeteneğim. Atike nereli sorusu, işte tam da bu yüzden bizim için hem eğlence hem merak hem de içsel bir yolculuk.
O gün bir kez daha anladım: Hayat, küçük sorularla büyük kahkahalar yaratıyor. Ve Atike nereli sorusu, bu kahkahaların en sevdiğim bahanesi hâline gelmiş durumda.